ÇORAP
Ayakları çok fena kokardı. Bir gün bir arkadaşına birlikte
tiyatroya gitmelerini teklif etti.
-Hay hay, dedi arkadaşı.Ama eve git, ayaklarını yıka ve
temiz
bir çorap giy. Söz mü?
Tiyatroya gittiler.Yerlerine oturdular.
Aradan beş on dakika geçmeden etrafındakiler mendillerini
burunlarına götürmeye başladı.
-Hani söz vermiştin, dedi arkadaşı.
-Vallahi değiştirdim, dedi.
İnanmazsın diye kirlileri de cebime koydum.Nah!...
Hoca bütün öğrencileri kaldırıp rutin sorular
soruyormuş:
Hoca: Arabadasın çok sıcak ne yaparsın?
Öğrenci: Camı açarım.
Hoca: Peki içeri giren havanın sürtünme katsayısı
nedir?
Öğrenci: Bilmiyorum.
Hoca: Otur, sıfır!
Bu böyle bir değil iki değil, bütün sınıfta sürmüş
herkes dökülüyor. Hoca sonunda Temel'i kaldırmış:
Hoca: Oğlum otobüstesin, çok sıcak, ne yaparsın?
Temel: Ceketimi çıkarırım
Hoca: Ama oğlum çok çok sıcak...
Temel: Gömleğimi çıkarırım...
Hoca: Oğlum çok çok sıcak...
Temel: Pantolonumu da çıkarırım...
Hoca: Oğlum çırılçıplaksın ve arabanın içi halen çok
sıcak, sıcaktan patlamak üzeresin, ne yaparsın?
Temel dayanamamış: Hocam sülalemi de tikseniz, o
camı açmam!
ENAYİ
DEĞİLİM
Arabasını park edip lokantaya giren adam, çıktığında
arabasını
akordeona dönmüş bir halde bulur.Cam sileceğinin altında bir
kağıt
vardır.Kağıdı açtığında, şu satırlarla karşılaşır :
-Ön vitesle geri vitesi şaşırıp arabanıza sert bir şekilde
çarptım.
Arabanızda gördüğünüz gibi büyük hasar var.
Olayı gören kimseler de şu an, ben bu satırları yazarken
çevremde toplanmış bulunuyorlar ve bu kağıda adımı ve
adresimi
yazdığımı sanıyorlar.Ne halin varsa gör, o kadar enayi
değilim!
Kitapları az satılan bir yazar, kitapları çok satılan bir
yazara sormuş:
- Abiii... Bu işin sırrı nedir? Ne yapmam lazım?
- Bak olum... Şu temalar mutlaka olmalı: Tanrı, seks,
asalet, gizem.
Az satan yazar hemen gidip yeni bir kitaba başlar:
"Aman Tanrım!" dedi kontes, "Biri beni s*kti ama kim
bilmiyorum."
TECAVÜZ
Kadının birinin arabası otobanın ortasında bozulmuş. Kadın
arabasını kenara çekmiş ve yardım bulabilmek amacıyla
otobanın kenarında yürümeye başlamış. Bu sırada yanına
yaklaşan kötü niyetli bir adam kadına tecavüz etmeye
kalkmış. Kadın kendini korumak için çantasına uzanmış ve
eline aldığı bıçak ile adamın cinsel uzvunu hızla kesmiş.
Kadın kestiği bu parçayı hızla uzaklara fırlatarak oradan
kaçmış. Tam bu sırada İdris ile Temel otoyolda otomobilleri
ile yol almaktadırlar. Adamın şeyi gelir ve bizimkilerin
camına çarparak seker. Bunun üzerine Temel İdris'e dönerek :
Uy ula idris sinekteki mala bak uşağum ...
Çin'in güzide bir köyünde, muhtarın kara gözlü, kara saçlı
bir oğlu olur. Adet olduğu üzre çocuğu
köyün en yaşlı bilge kişisine götürürler. Yaşlı bilge çocuğa
Çince'de kara-saçlı-kara-gözlü anlamına
gelen "ÇAN ÇİNG ÇONG" adını verir.
2 yıl sonra muhtarın bir çocuğu daha olur ve yine yaşlı
bilgeye götürürler. Yaşlı bilge bu kez "Bu çocuğa
Ağzı güzel, burnu güzel anlamına gelen TAİ TİNG TONG adını
verdim" der ve kulağına ezan okur (???).
Bundan 6 ay sonra (oha!) muhtarın bir veledi daha
peydahlanır. Fakat bu çocuk sarışın ve mavi gözlüdür.
Buna bir anlam veremezler fakat yine de bilgeye götürürler.
Bilge ise bebeğin adını hemen koyar:
DENEY
Karadenizli bir bilim adami pirelerle deney
yapıyormuş.Pireye sıçra diyor, pire sıçrıyor. Zıpla diyor,
pire zıplıyor.Pirenin kanatlarını koparıyor ve zıpla diyor,
pire zıplıyor. rapor 1:Pire kanatları koparılmış olarak
zıpladı. Bu defa ayaklarını koparıyor ve "zıpla" diyor,
hareket yok. Bir daha "zıpla" diyor yine hareket yok ve adam
yazıyor. Rapor 2:Pirelerin ayakları kopunca kulakları
duymuyor
Acemi
Berber
Hoca Bir Gün Acemi Bir berbere Saç tıraşı olmaktadır.
Hoca yı tıraş eden berberde acemi mi acemi. Kestikçe
keser.kestiği yerede
pamuk koyar. bir kes pamuk koy iki kes pamuk koy üç kes
pamuk koy
Hoca dayanamaz Eli kavuğuna uzanır gidecek. Bunu gören Acemi
berber
"Hocam daha saç traşınızın yarısı bitmedi " Bunu duyan hoca
alır kavuğunu
basına koyar acemi berbere dönerek "Be ! Evlat sen başımın
yarısına pamuk
ektin bari bırakta bende yarısına keten ekeyim "